Sude Belkıs Akgün, herkesin tanıdığını sandığı ama yaşından okuduğu okula kadar çok fazla kişinin varsayımlara sahip olduğu bir isim. Sen kendini bize tanıtabilir misin?
Elbette ama benim söylediklerim de bazen değişebilir. Adım Sude Belkıs, 1994 yılında İstanbul’da doğdum. İletişim tasarımı okuduktan sonra reklamcılık ve dijital tasarım alanlarında çalıştım. Fotoğraf, video ve sanat projeleri ürettim ama son 5 yıldır internette bir şeyler yapan sabahtan akşama kadar internette takılan bir kızım.
Tarzına önem veren ve kendini tarzıyla ifade etmeyi seçen kadınlardansın. Peki sen tarzını nasıl tanımlarsın?
Giyim tarzım aynı zamanda yaşam tarzım ve estetik zevkimle doğru orantılı. Genel olarak bana camp derler bazen tomboy ama ben her zaman “avamgart” diyorum. Sude Belkıs Dil Kurumu’nda yer alan bir tabir bu. Ama sanırım en çok bana bakınca insanlar nostalji görüyor.

Sude Belkıs Akgün’ü Twitter kullandığın ilk günlerden beri tanıyanlardanım. Yüz yüze tanıştığımızda buna sığındığım bir rahatlığa sahip olduğumu ve hemen samimileştiğimizi hatırlıyorum. İnsanların sana çok kolay yakınlaşabileceği bir sosyal medya aktifliğine sahipsin ve bu negatif yönler de barındırıyordur. Kendi alanını nasıl koruyorsun?
Koruyamıyorum ahhshs 🙂 Açıkcası hem pozitif hem negatif bir durum oluşturuyor bu. Beni farklı bulduğu için takip eden insanlar daha sonradan “farklı” olduğum için bana sinir olmaya başlıyor. İnsanlar beni tanıyıp seviyor da ama kendimi çok açtığım için beni sevmeyen de çok. Kendimden bahsetmemden hoşlanmıyor mesela bazı takipçilerim. Çünkü beni tanımak değil de içeriğimi tüketmek istiyor ve beni ne kadar tanırsa içeriğimin gerçekliği o kadar yitiyor ona göre. Saygı duyuyorum sonuçta benim de işim bu. Normalde bilinç akışı kullanırım interneti ama azalttım. Ama sizi seviyorum SBFC <3
Adana Film Festivali ile sinema sektörüne hızlı bir giriş yaptın. Umut Şilan Oğurlu’nun “Dilan Hakkında Konuşmalıyız” adlı kısa filminde başrolde oynadın ve birçok festivalde ödüller aldınız. Sinemayla ilişkin nasıldı ve oyunculuk kariyerini sinema alanında devam ettirmeye nasıl bakıyorsun?
Bir sürü iş yaptım ama oyunculuk en sevdiğimdi. Bu yola çıktım gibi, bundan sonra oradayım…

Ana akım medya kanalında bir dizide de oynadın, bağımsız bir kısa filmde de. Fakat senin en büyük farkın kendi ürettiğin işlerin başrolü olman. Rolünün daha sınırlı olduğu bu projeler ile özgürlüğünün sınırsız olduğu kendi işlerin arasındaki deneyim farkını nasıl özetlersin?
Ben hepsinden zevk alıyorum aslında. İlla kendi projem olsun gibi bir kısıtlamam yok. Tabii ki kendi işim olunca kendi beklentimi karşılamaya yönelik oluyor. Bu da daha özgür kılıyor beni. Bir de rol de önemli. Bana ilk gelen cast teklifleri hep sosyal medyada komik video kesitlerinden tanıdıkları Sude Belkıs’ın taklidi olan karakterlerdi. Kendimi oynamamı istiyorlardı mesela ama o hikayeye uymuyordu. Benim de hoşuma gitmiyordu. Kendi kurgusal içeriklerimde Sude Belkıs olmayan karakterleri oynuyorum bu yüzden. Nesly, Naciye vb. Sude’den uzak karakterler. Aynı şekilde Dilan’ı oynamayı sevmemin sebebi de buydu Sude’den uzak bir karakterdi. İşte o zaman daha iyi gösteriyorum oyunculuğumu ve daha çok keyif alıyorum.
Röportajın tamamı ALL Mart sayısında ve tüm dijital platformlarda.
Röportaj:Kumru Yaren Cengiz








