Hikâye nasıl başladı? Eğitim yolculuğu sizi nereye götürdü?
Aslında subay bir ailenin çocuğuyum. Kayseri’de doğdum, Ankara’da büyüdüm. Lise sonrası hedefim netti: Hukuk. İnsan hakları, toplumsal eşitsizlikler ve adalet kavramı beni hep çok etkiledi. Özellikle kadınlara yönelik şiddetin gündemde olduğu dönemler, bu alana yönelmemde belirleyici oldu. Daha sonra eğitim için İtalya’ya, Torino Üniversitesi’ne gittim ve uluslararası hukuk okumaya başladım. Şimdi de Roma’da yüksek lisans sürecim başlayacak.
Sanatla da bağınız hep varmış…
Evet, çocukluğumdan beri piyano çaldım, resim yaptım, dans ettim. Hatta konservatuvarı kazandım ama hukuk ağır bastı. Ben de sanatı hayatımda tutup hukuku merkez aldım. Bugün dönüp baktığımda bu dengeyi kurabilmiş olmak benim için çok kıymetli.
Miss Turkey Güzellik Yarışması süreci hayatınıza nasıl girdi?
Güzellik yarışmalarının yalnızca fiziksel bir rekabet olmadığını, bir ülkeyi temsil etme alanı olduğunu fark ettim. Donanım, ifade gücü, sosyal sorumluluk… Bunların hepsi bir araya geldiğinde çok anlamlı bu yarışma. “Türkiye’yi ben temsil edebilirim” dediğim noktada başvurdum.
Yarışma psikolojisi nasıldı?
Çok zorlayıcıydı. Rekabet duygusuna alışık biri değilim. Kamp süreci fiziksel ve mental olarak yorucuydu ama aynı zamanda dönüştürücüydü. Sahneye çıktığımda kendimi çok rahat hissettim. Konuşma bölümü benim için kırılma anıydı; ifade gücümün karşılık bulduğunu gördüm.
“She Knows Her Rights” başlıklı sosyal sorumluluk projenizden bahsetmiştiniz ve çok dikkat çekmişti. Bu platformdan bahseder misiniz?
Evet, kadınların hukuki haklarını bilmesini amaçlayan bir platform kurdum. Broşürler hazırladım, bilgilendirici içerikler ürettim. Deprem döneminde özellikle kadınlara yönelik hukuki destek sağlamak önceliğimdi. Bu projeyi ilerletmeye de devam ediyorum.
Yarışma sonrası Miss Turkey 2024 Supranational olarak Polonya’da düzenlenen uluslararası yarışmaya katıldınız. Nasıl geçti?
Farklı bir dünyaydı; 100’e yakın ülke, çok özenli bir hazırlık süreciydi. Benim için büyük bir deneyim oldu. Derece alamadım ama ülkemi temsil etmek ve orada olmak başlı başına değerliydi. Aynı zamanda kültürel olarak da çok şey öğrendim.
Oyunculuk ve ekran önü sizi cezbediyor mu?
Kesinlikle. Kamera ve sahne beni çok mutlu ediyor. Oyunculuk eğitimleri almaya başladım. Kendimi özellikle dramda daha yakın hissediyorum ama öğrenme sürecindeyim. Önce iyi bir temel, sonra doğru projeler hayalim, çalışıyorum.

Hukuk tamamen hayatınızdan çıkıyor mu?
Hayır. Hukuku daha esnek, belki online çalışabileceğim bir alanda sürdürmek istiyorum. Hayatımda her şey tek bir kimliğe sıkışmak zorunda değil.
İtalya’daki yaşam size ne kattı?
Rahatlığı. Orada kimse markalara, dış görünüşe bu kadar takılmıyor. İstanbul’da ise görünürlük çok daha baskın. İtalya bana sade olmayı, kendim gibi olmayı öğretti.
Güzellik ve bakım rutininiz nasıl?
Çok basit. Az ürün, doğru içerik. Alerjik bir cildim var, o yüzden seçiciyim. Sporla aram sonradan düzeldi; kas kaybı gerçeğini fark edince fitness’a başladım.
Önümüzdeki birkaç yıl için tek cümleyle hayalinizi nasıl özetlersiniz?
Kendimi ifade edebildiğim, uluslararası projelere açık, sahnede ve kamera önünde var olabildiğim bir hayat hayal ediyorum.
Röportaj: Özge Zeki
Fotoğraf: Murat Akbulut
Makyaj: Deniz Akbulut
Saç: Yiğit Öztürk








