All Magazine
No Result
View All Result
  • Magazin
  • Moda
  • Life Style
  • Güzellik
  • Alışveriş
  • Kültür-Sanat
  • Astroloji
  • Röportaj
  • Sinema
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Dizi/TV
All Magazine
  • Magazin
  • Moda
  • Life Style
  • Güzellik
  • Alışveriş
  • Kültür-Sanat
  • Astroloji
  • Röportaj
  • Sinema
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Dizi/TV
All Magazine
No Result
View All Result
Home Sağlık

Acının ve iyileşmenin hikâyesi: Dört Kapı Bir Oda

Bipolar bozukluğu gerçek hastaların hikâyeleri üzerinden ele alan Dört Kapı Bir Oda, hem hastalara hem yakınlarına rehber olmayı amaçlıyor. Psikiyatrist Uzm. Dr. Dilek Yeşilbaş, kitabın ortaya çıkış sürecini ve toplumsal önyargılarla mücadelenin önemini anlatıyor.

Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Bipolar bozukluğun farklı yüzlerini dört gerçek hikâye üzerinden aktaran Dört Kapı Bir Oda – Bipolar Bozukluk Hikâyeleri, yalnızca bir kitap değil; aynı zamanda yolculuk, iyileşme ve insanın kırılganlıklarını yeniden inşa etme üzerine samimi bir anlatı. Okuyan Us Yayınları‘ndan çıkan kitabında Psikiyatrist Uzm. Dr. Dilek Yeşilbaş, 30 yıllık mesleki deneyiminden süzülen birikimini hastalarının gerçek yaşamlarıyla buluşturarak hem tıbbi hem insani bir perspektif sunuyor. Dilek Hoca, damgalamayla mücadeleden ailelerin üstlendiği kritik role, tedavi sürecinin inceliklerinden hastaların iç dünyasına uzanan geniş bir çerçevede kitabın hem ortaya çıkış öyküsünü hem de taşıdığı sorumluluğu paylaşıyor.

Kendine olan yolculuk

“Dört Kapı Bir Oda” fikri nasıl ortaya çıktı? Bu dört kapı ve odalar simgesini seçmenizin özel bir anlamı var mı?

En yüzeysel anlamıyla kitapta dört hikâye dört insan ve bu hikâyeleri misafir eden bir odaya işaret ediyor. Aslında kitap, temelde yolda olan yolcuların hikâyesi. Hepimiz yolcuyuz ve yoldayız. İnsan bu yolculuğunda -şimdilerin tabiriyle- hep en iyi versiyonuna doğru bir akışta giderken; olgun, kâmil bir insan olmak için çeşitli adımlardan, merhalelerden geçiyor. Tasavvufta dört kapı ile kast edilen şey, her insanın kendine olan yolculuğunda geçirilmesi gereken mertebelerdir.

“Dervişin dört yanında dört ulu kapı gerek / Nereye bakar ise gündüz ola gecesi.” der Yunus Emre Hazretleri. Derviş, esasen yolda olan derdi olan, olgunlaşmaya çalışan kişidir ve ruhsal rahatsızlıklar içinde pek çok sırrı barındıran, insanın kemalata giden yolunda çok büyük bir merhaledir. Bu kitapta çok katmanlı hedeflerim vardı. Bilgiyi hikâye tadında vermek. Ve insan olma yolculuğumuzun hepimizin ortak paydası olduğuna vurgu yapmak. Farkımız yok birbirimizden demek, bunu anlatmak.

Tasavvufta baştan sona bu yolculuğun öznelliğini şefkatle anlatır. Kitaptaki ana karakterler de birer yolcu. Ve bu yolculukta nasiplerine bir hastalık düşmüş. Hepimize farklı şeyler düştüğü gibi. İşte en yüzeysel anlamından en derin anlam katmanlarına göre dört kapı bir oda ismi bütün bunların toplamından çıktı.

“Hikâyelerde geçen ana karakterler gerçek hastalarımızdı”

Kitapta dört farklı hikâye üzerinden bipolar bozukluğu ele alıyorsunuz. Her hikâyede farklı türde bipolar bozukluk ve eşlik eden rahatsızlıklar var. Hikâyeler gerçek hastalardan esinlendi mi, yoksa kurgusal mı? Karakterlerin yaşadıklarını aktarırken nelere dikkat ettiniz?

Bu kitap için yola çıkarken gerçekliğin ve hakiki olanın gücünü de arkama kuvvetli bir rüzgâr gibi almak istedim. Hastalara ve hasta yakınlarına faydalı olacak bir kitap fikrini paylaştığımda kitabın kahramanları seve seve yardımcı olmak istediler. Kendi hikâyelerini cömertlikle ve açıklıkla paylaştılar. Onlar olmasa bu kitap olmazdı. Minnet duyuyorum her birine. Yani hikâyelerde geçen ana karakterler gerçek hastalarımızdır. Kitap için kendilerini geniş bir gönülle paylaşmışlardır. Elbette hikâyeler anonimleştirildi ve kişinin kendisi dışında kimsenin anlayamayacağı bir forma dönüştürüldü.

Karakterlerin yaşadıklarını aktarırken öncelikle şahsi bilgilerinin anlaşılmaması adına anonimleştirerek vermek gerekiyordu. Her bir hikâyede farklı bir bipolar bozukluk türünü anlatıp, her hikâyede hastalıkla ile ilgili farklı bir noktaya vurgu yapmaya çalıştım. Türlere göre müdahale şekilleri, tedavide seçilecek ilaç kombinasyonları ve yaklaşımlar farklı farklıdır. Ben bunların en çok görülenlerine vurgu yapmak, okuyucuyu hep aynı şeyleri anlatarak sıkmamak için her bir hikâyede farklı bir bipolar bozukluk türü ve farklı tedavi yaklaşımlarını dilimin döndüğünce anlatmaya çalıştım.

“Aile doktorun en önemli ekürisidir”

Aile ve yakınların rolü kitabınızda öne çıkıyor. Onların yaşadığı zorlukları ve destek yollarını biraz açabilir misiniz?

Aileler öncelikle hastalık başlangıcında neye uğradıklarını şaşırıyorlar. Hasta ne yaşıyor, aile ne yaşıyor? Bir hasta etrafındaki en az dört beş kişiyi etkiler. Maddi manevi açıdan her anlamda aile de bu işten nasibini alır. 700-800 bin bipolar hasta düşündüğünüzde bunu en az dört ile çarpın ve bu hastalığın topluma getirdiği maddi manevi yükü hesap edin lütfen.

Doktorlar olarak bu yoldaki en büyük destekçilerimiz hasta yakınlarımız. Aile doktorun en önemli ekürisidir. Hastanın farkında olmadığı pek çok şeyi hasta yakını fark edebilir ve önceden hafif belirtiler söylenirse atak dönemlerinin önüne geçmek çok daha kolay olur. Hastalık hakkında aile yakınlarına psikoeğitim verilerek hastalık hakkında iyice bilgilendirilmeleri sağlanır. Bipolar bozuklukta hasta ve hasta yakını konuya iyice hakim olmalıdır. Çünkü hastalık tanısı bir kez net olarak konmuşsa bu artık ömür boyu bir yol arkadaşlığı anlamına gelir.

Bir de dosya tutmalarını tavsiye ediyorum. Hastanın tüm dökümanları, kronolojik bir sıra ile ellerinde olmalı. Yatış var ise hastaneden alınan epikrizler (hastalık özeti), reçeteler, doktor ne yapmış, neden yapmış, hangi ilaca neden başlatmış, kesmişse neden kesmiş vs. Her doktora gittiğinde küçük bir not düşülürse kişinin elinde hastalığının bir özeti olur. Ve hangi doktor bunu görse oradaki bilgiler üzerinden hasta ile ilgili uygun tedavi kararını vermesi çok daha kolay olacaktır. Bipolar bozukluk genel bir isim, gidişatta çok öznel farklılıklar var. Bunu da mümkünse tek bir hekimin uzun yıllar takibiyle mümkündür. Nihayetinde hastamızın hastalığının en uzman kişisi gene kendisidir. Bu süreçte sağlık ekibi, aile hep destekleyicidir. Hastalığın yönetiminde kaptan hastadır.

“Hastalarımdan çok şey öğrendim”

Psikiyatrist ve psikoterapist olarak yıllara dayanan tecrübeleriniz kitapta nasıl yansıyor?

30 yıldır psikiyatrist olarak çalışıyorum ve bunun son 13 yılı sadece bipolar bozukluk hastalarına özelleşmiş merkezlerde yöneticilik, sorumlu hekimlik yaparak geçti. İnanılmaz bir bilgi birikimi ve çeşitlilik oluyor insanın zihninde ister istemez. İşte tüm bu bilgilerden süzülen öz, kitaba bal şeklinde damladı. Ben değil hastalarım yazdırdı, ben eşlik ettim. Onları çok sevdim, sevdik birbirimizi. Dönüştürdük birbirimizi. Hastalarımdan çok şey öğrendim. Değiştim. Ben de dönüştüm ve geliştim. Bipolar bozukluk olan insanlar çok renkli kişiliklerdir. Sanat yönleri kuvvetli, estetik beğenileri yüksektir. Ressamlar, şairler, edebiyatçılar vardır. Muhteşem gelişmiş sağ beyinleri vardır. Van Gogh bipolardır örneğin. Aynı zamanda çok da zeki insanlardır. Ceo, doktor, profesör, 3-4 dil bilen, alanında duayen pek çok isim vardır bu hastalıktan muzdarip olan.

İşte tüm bu zihinsel zenginlik süzüldü ve kitapta bal oldu. Ve bir kişiye ulaşsa bile bu kitap yazılırdı. Kitapta konu olan hastalarımdan biri “Birisi bu acımı gördü ve yazmaya karar verdi. Bu çok kıymetli benim için.” dedi. Şimdi ben bu cümle için değil bir kitap on kitap yazabilirim. Bir insanın acısının dile getirilmesi ile hissettiği hafiflik paha biçilemez bir mutluluk. Bütün mesleki hayatım, samimi duygularım, şefkatim ve faydalı olma idealimin neticesidir bu kitap. Bir hastamın kurduğu şu cümle ile ateşi fişeklenmiştir; “Doktor hanım ben 18 yıldır sizin cümlelerinize tutunarak hayatta yaşıyorum.” Kâinata, ruha şifa cümleler yayalım temennisiyle.

Kitabın sonunda yer alan soru-cevap bölümü okurlar için nasıl bir rehber niteliğinde?

Kitabın sonuna bana hastalarımdan gelen sorulardan seçip koydum. Pek çok bilgi kitabın içinde hikâyelere yedirilmiş şekilde anlatılıyor. Ancak net soru net cevap olsun, kitap içeriğinde bahsedilmeyen detaylar da kitapta bulunsun diye öyle bir bölümü de en sona ekledik.

“Kırılma aslında bir kayıp değil, yeni bir varoluş”

Bipolar bozuklukla ilgili toplumda en yaygın yanlış kanılar neler ve bunlara nasıl yaklaşılmalı?

Ben en çok şundan rahatsızım; insanlar ruhsal rahatsızlıkları bazen birbirine bir hakaret kelimesi olarak kullanıyorlar. “ruh hastası mısın? Şizofren misin oğlum? Bipolar mısın dengesiz dengesiz hareketler yapma, adamı hasta etme, Bakırköylük müsün nesin?” vs. vs. Damgalama her alanda var ancak en çok ruhsal rahatsızlıklar alanında var. Biraz da hastalarımızın insan olduklarını, hepimiz gibi bir insan olduklarını, duygularının olduğunu, son derece derinlikli olabileceklerini göstermek gerekiyordu. İnsanlar mide rahatsızlığı için rahatlıkla dahiliye doktoruna gittim diyebiliyorken, “kötü hissediyordum psikiyatriste ya da psikoloğa gittim” diyemiyorlar, “deli” damgası yememek için.

Önyargılar, damgalama eskiye nazaran epeyce hafiflese de hâlâ çok yaygın. Ruhsal rahatsızlıklar aynı zamanda genel olarak bir insani zayıflık, bir şeyleri aşabilecekmiş de aşmıyor, aşmak istemiyor, stres yapıyor, yeterince çabalamıyor vs. gibi de görülüyor. Efendim bu öyle bir acıdır ki, hiç kimse bile isteye böyle bir acıyı çekmez emin olun. Bir de “iman zafiyeti, yeterince Allah’a dayanırsak bunlar olmazdı demek ki tevekkülün eksik. Allah’a tam teslim olmuyorsun” diyen bir kesim var ki bu bambaşka büyük bir hata. İnsanız, düşeriz kalkarız. Hasta oluruz. Destek alırız. Kırılganlıklarımızdan yeniden ve daha güçlü bir şekilde çıkarız. Kintsugi felsefesini bilir misiniz? Eski bir Japon felsefesi olan Kintsugi, kırılan bir nesneyi eskisinden çok daha güzel ve fonksiyonel hâle getirmeyi amaçlar. Bu felsefeye göre kırılma aslında bir kayıp değil, yeni bir varoluş demektir.

İşte uygun tedavi ve takip ile kırılganlıklarından yeniden tamir olan hasta eskisinden çok daha farklı bir varoluş yaşayabilir. Kitabın genel felsefesi yol, yolculuk, yolda olmak. En sona eklediğimiz Mantıku’t-Tayr bölümü de bunu anlatıyor. Küllerinden yeniden doğan ve tüm vadileri aşıp kendine varan Simurg’uz her birimiz. Umarım insanlar bu çeşitlilikle yaşamayı öğrenip birbirinden eksiltmesin çoğaltsın.

Bipolar bozuklukla yaşayanlar ve yakınları için en önemli tavsiyeniz nedir?

Bu hastalığı kabullenmek en temel ve birinci şart. Aile, doktor ve hasta aynı takımda, aynı hedef için çalışan eşlikçilerdir. Bunun uzun bir yol ve yolculuk olduğunun bilinciyle el ele verip, hastanın menfaatine ne gerekiyorsa yapmak gerekir. Bazen hastanın iyiliği için hastaya rağmen bir şeyleri de yapmak gerekebilir. Bu yüzden hasta yakınlarının eşlikçiliğine çok ihtiyacımız var. Bir de mümkünse aynı doktorun takibi konusunun burada altını tekrar çizmek isterim. Herkese şifa dolu günler dileklerimle.

Röportaj: Olcay Bağır

Popüler

Plugin Install : Popular Post Widget need JNews - View Counter to be installed
No Result
View All Result

En yeniler

Gazali’yi ezberlerin dışında okumak: İnsan Nasıl Kaybeder?

Cumhurbaşkanlığı Forsu’nun tarihi yeniden okunuyor

‘İlk ve Son’un üçüncü sezon basın toplantısı gerçekleşti!

Deniz Akkaya’dan cesur bir edebî meydan okuma

Bülent Ersoy’a soyadını, ünlü oyuncu vermiş!

Yeni haftada kitap dünyası: Taze yayınlar raflarda

İlk yapay zekâ belgeseli ‘Gerçek Ötesi’ Fantasporto’da

‘Bir Aile Provası’ seyirciyle buluşmak için gün sayıyor

 © 2022 ALL Dergisi Türkiye’nin en çok satan ve okunan moda, alışveriş dergisi.

Kategoriler

  • Moda
  • Güzellik
  • Alışveriş
  • Magazin
  • Sağlık
  • Astroloji
  • Life Style
  • Röportaj
  • Kültür-Sanat
  • Sinema
  • Dizi/TV
  • Sürdürülebilirlik
  • Seyahat
  • Teknoloji
  • Spor
  • ALL Gurme
  • ALL Men
  • Video
  • Künye

Bizi Takip Edin

Gizlilik Politikası · Kullanım Koşulları · Çerez Politikası

No Result
View All Result
  • Moda
  • Güzellik
  • Alışveriş
  • Magazin
  • Sağlık
  • Astroloji
  • Life Style
  • Röportaj
  • Kültür-Sanat
  • Sinema
  • Dizi/TV
  • Sürdürülebilirlik
  • Seyahat
  • Teknoloji
  • Spor
  • ALL Gurme
    • Ramazan
  • ALL Men
  • Video
  • Künye

© 2022 ALL Dergisi - Türkiye'nin en çok satan ve okunan moda, alışveriş dergisi