Yayın dünyası yeni haftaya hareketli bir başlangıç yaptı. Birbirinden farklı türlerde kaleme alınan kitaplar, raflarda yerini alarak okurlara yeni okuma deneyimleri vaat ediyor. Edebiyat tutkunları kadar araştırma ve inceleme meraklıları için de dikkat çekici başlıklar öne çıkıyor. Okuma listelerini güncellemek isteyenler için haftanın yeni çıkan kitaplarını derledik.
Yedi Günlük Sessizlik / Güneş Altunkaş

Destek Yayınları etiketiyle okurla buluşan Yedi Günlük Sessizlik, hızın, paylaşmanın ve sürekli çevrimiçi olmanın kutsandığı bir dünyada, sessizliğin ne anlama geldiğini yeniden düşünmeye davet ediyor. Roman, annesini kaybettikten sonra babasının hoyratlığı ve dijital dünyanın yapay gürültüsü arasında sıkışıp kalan Cem’in hikâyesi etrafında şekilleniyor. İşitme ve konuşma engelli bir annenin sessiz ama derin varlığıyla büyüyen Cem, gerçek bağların görüntülerden ve beğenilerden ibaret olmadığını bilen nadir karakterlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Sosyal medyada milyonlara ulaşan “başarı” hikâyeleriyle çevrili bir gençlik grubunun içinde, bilinçli biçimde çevrimdışı kalmayı seçmesi, romanın temel çatışma alanını oluşturuyor.
Mola Yeri / Nat Cassidy

NOX, Korku edebiyatının çağdaş ve sınır tanımaz kalemlerinden Nat Cassidy’yi, eleştirmenlerce övgüyle karşılanan romanı Mola Yeri ile bir kez daha okurlarıyla buluşturuyor. Amerikan taşrasının sıradan görünen bir benzin istasyonunda geçen bu çarpıcı anlatı, okuru tekinsiz bir gecenin içine çekerek korkunun yalnızca fiziksel değil, zihinsel ve varoluşsal boyutlarını da gözler önüne seriyor. Mola Yeri, klostrofobi, dini travma, bastırılmış öfke ve kolektif şiddet duygusu gibi temaları; kara mizah, grotesk sahneler ve yüksek gerilimle harmanlayan sarsıcı bir metin. Cassidy, sıradan bir “ara durak” fikrini, insan zihninin karanlık dehlizlerine açılan bir metafora dönüştürüyor.
Dijitalden Ne Haber? / Ogün Öcek

Gazeteci ve dijital yayıncılık uzmanı Ogün Öcek, dijital çağda haberciliğin geçirdiği dönüşümü ele aldığı yeni kitabı Dijitalden Ne Haber? ile okurla buluşuyor. Destek Yayınları etiketiyle yayımlanan eser, geleneksel medyadan dijital yayıncılığa geçiş sürecinde yaşanan kırılmaları, hataları ve yeni fırsatları kapsamlı bir biçimde mercek altına alıyor. Kitap; dijital medyada içerik editörlüğünden sosyal medya yayıncılığına, algoritmaların haber üzerindeki etkisinden yapay zekâ destekli haberciliğe uzanan geniş bir perspektif sunuyor. “İçerik editörü kimdir, ne yapar?”, “Habercilik neden Google’a indirgendi?”, “Sosyal medya platformlarının ruhu haberciliği nasıl dönüştürüyor?” gibi sorulara somut örnekler ve güncel veriler üzerinden yanıt veriyor.
Azim İmkânsızlıktan Doğar / Yücel Ceylan

İş insanı ve sivil toplum gönüllüsü Yücel Ceylan, yaşamının dönüm noktalarını ve toplumsal sorumlulukla buluşan mücadelesini anlattığı kitabı Azim, İmkânsızlıktan Doğar ile okurla buluşuyor. Destek Yayınları etiketiyle yayımlanan eser, yoksullukla başlayan bir hayatın azim, disiplin ve vicdanla nasıl dönüştüğünü gözler önüne seriyor. Erzurum Hınıs’ta kalabalık ve yoksul bir ailede dünyaya gelen Yücel Ceylan’ın hikâyesi; erken yaşta çalışmaya başlaması, eğitimle iş hayatını birlikte sürdürmesi ve karşılaştığı zorluklara rağmen yılmadan yoluna devam etmesi üzerinden ilerliyor. Kitap, bireysel başarı öyküsünün ötesine geçerek, dayanışma kültürünü ve toplumsal sorumluluk bilincini merkeze alıyor.
Saadet Öğretmen / Saadet Özkan

Eğitimci, aktivist ve insan hakları savunucusu Saadet Özkan, yaşadıklarını ve tanıklık ettiklerini kaleme aldığı bu anlatı kitabında, bireysel vicdanın toplumsal bir mücadeleye nasıl dönüştüğünü tüm açıklığıyla ortaya koyuyor. Destek Yayınları etiketiyle yayımlanan eser, bir hayat hikâyesinin ötesine geçerek, adalet, cesaret ve sorumluluk üzerine güçlü bir çağrıya dönüşüyor. Kitap, Saadet Özkan’ın çocukluğundan başlayarak öğretmenlik yıllarına, kamu görevlerinden sivil toplum mücadelesine uzanan yolculuğunu merkezine alıyor. Anlatı boyunca; suskun kalabalıklar, yalnız duruşlar, kurumsal adaletsizlikler ve vicdanla verilen kararlar samimi, yalın ve sarsıcı bir dille aktarılıyor. Özkan, kötülükle ilk yüzleştiği anı bir kırılma noktası olarak ele alırken, “susmamak” kavramını hayatının temel ilkesi hâline getiriyor.








