Bugüne kadar birçok propagandaya, isyana, özgürlük haykırışlarına destek olan moda, en iyi mesaj verme araçlarından biri oldu. Kadınlar yeri geldiğinde pantolon giyerek isyan ettiler, yeri geldi erkekler renk paletlerini genişleterek modayı günümüz özgürlüğüne getirdiler. Ama tabi ki hala kat edilmesi gereken çok yol var. Daha tam cinsiyet normları yıkılamamış ve modanın kullanımındaki gizemler herkese ulaşamamışken, ”sürdürülebilirlik” kavramıyla odak oldukça değişti.

Dünyanın kirli enerji, hızlı tüketim ve küresel ısınma gibi etkenlerle yok olma tehlikesine baktığımızda, bu yeni farkındalık için oldukça geç bile kalındı. Fakat bu sefer verilmesi gereken mesaja baktığımızda günümüzün moda algısına çok ters düşen bir görüntü olduğu düşünülüyor. Hatta moda sektörünün buna destek olarak kendi bacağına sıkacağını bile düşünenler var, ne yazık ki.
Bir marka, çılgınlar gibi tüketilen bir dönemde, tekstil sektörü altın çağını yaşarken neden bilinçli tüketimi ve sürdürülebilirliği desteklesin? Daha adil bir üretim ve modanın sanat yönüyle mesaj verme gayesi, bu soruya verilebilecek en net cevap olurdu. Hatta birçok değerli tasarımcı ve marka bunu bir fırsat olarak görüyor. İkinci el satışı benimsiyor ve adil üretimi destekliyor. Bunun sonucunda da bir bölgeye değil, dünyaya ait olan tasarımlar ortaya çıkıyor. Küresel kurtuluş için moda da sınırlar yavaşça silikleşiyor.

Tüketimde ikinci el furyası başlayınca tasarımlar da başkalaşım geçirdi. Yeni bir parça üretmek yerine markalarda eski ürünleri tamir etme hizmeti veriyor ya da tekrar satışa sunmak için müşterisinden satın alıyor. Bunun yanında yeni koleksiyonlar casual bir pantolon için casual bir ayakkabı çıkarmak yerine ”her şey, her şeyle giyilir” mottosunda ilerliyor. Özellikle pandemiyle başlayan takım elbiseyle spor ayakkabı giymek gibi modayı belli çizgilerden çıkaran akımlar bu konuda en etkili sebeplerden biri. Artık sokak giyimi, haute couture, spor giyim gibi farklı kulvarlar birbirine karışmış durumda. Modaevleri de ”En uyumlu koleksiyonu nasıl çıkarırım?” gibi dertlerden sıyrılarak, ”Daha etik ve duyarlı üretimi nasıl yaparım?” gibi önemli mesajlar vermeye odaklanıyor.

Bu yolculukta Stella Mccartney, farklı kulvardaki kumaşları ve çizgileri bir araya getirirken Dior, yaşam döngüsünü ele aldığı koleksiyonuyla ”Her zaman hatırlamalıyız. Bir şekilde geleceğe geçmek için şimdi yeniden düşünmemiz gerekiyor” tavrını dillendiriyor. Modanın dili yeni bir sınır çizerken, tasarımcıların sınırlarını farklı yöntemlerle belirsizleştirmesi her koleksiyonda yeni bir ilham vermeye devam ediyor.
Cansu Karakuş
İlginizi çekebilir:
https://www.all.com.tr/hala-sevdigimiz-10-unutulmaz-90lar-moda-trendi/








