Yazı Abdullah Yazıc
Vogue kelimesini ilk duyduğumuzda sadece bir dans türü gibi gelse de kökenlerine bakınca çok daha fazlası olduğunu görüyoruz; başkaldırı, isyan ve sonucunda kendini ifade etmenin belki de en eğlenceli yollarından biri.
1960’larda balo kültürünün giderek yaygınlaşmasıyla birlikte Antik Mısır hiyerogliflerinden ve moda dergilerinden ilham alınarak geliştirilen bu dans türü, 1990 yılında Madonna’nın aynı isimli çıkardığı şarkıyla popülerleşmeye başladı. Hatta o kadar çok sevildi ki “voguing” için büyük organizasyonlar düzenlenmeye başlandı ve bu dans türü bir performans sanatına dönüştü. Ayrımcılığa ve dışlanmaya başkaldırı olarak yapılan bu dans türünün doğuşunu anlatan filmlerden bizim en sevdiğimiz 1990 yapımı “Paris is Burning”. Günümüzdeyse Ryan Murphy imzalı “Pose” adlı dizi, bu dönemi anlamak adına mutlaka izlenmeli.
İsteyen herkesin yapabileceği şekilde geliştirilmiş olan Vogue dansı, neredeyse tamamen tavırla alakalı. Başını kaldır, duruşunu al ve “poz, poz, poz”. Bu nedenle ister zayıf ister kilolu olun kendinize güveniyor ve ne yaptığınızdan eminseniz jüriyi kolaylıkla etkileyebilirsiniz.
90’lı yıllarda Madonna’yla beraber pik noktasını yapmış olsa da 2000’lere doğru organizasyonlar giderek azalmaya başladı. Bunun nedeni bilgisiz bir ortamda insanların HIV virüsünün kaynağı olarak hemcinslerine ilgi duyan bireyleri suçlamaları, bunun sonucunda da artan baskı ve şiddetti. Hastalığın yaygınlaşması ve bilimin o dönemde bu konuyla ilgili yeterli ilerlemeyi sağlamamış olması korku ortamı oluşmasına neden oldu ve Vogue’un yükselişi bir süreliğine durdu. Fakat yine de düzenlenen balolardan elde edilen gelirler virüsle mücadele için bağışlandı ve böylece hasta olan bireyler için umut ışığı doğdu.
2000’lerin sonuna doğru ardı ardına birçok şarkıcı bu kültürü yeniden alevlendirecek şarkılar çıkarmaya başladılar. RuPaul Drag Race programının da bu uyanışta çok büyük bir payı var. Günümüzde İstanbul’da dahi olmak üzere dünyanın birçok yerinde düzenlenen bu şovlar büyümeye devam ediyor ve daha da gösterişli bir hal alıyor.

















