Hayatımızda erkek ve kadın beyninin ne kadar farklı çalıştığına dair deneyimlerimiz olmuştur. Sayısız kez şahit dahi olmuş olabiliriz. Bazılarımız çok duygusal, bazılarımız değil. Kimimiz mantığı ile kararlar alır, kimimiz duyguları ile. Genellikle de erkekler mantığı ile kadınlar duyguları ile kararlar alır.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın bir yazısında kız çocuklarının romantik duygularını daha çok ön plana çıkaran, bebeklerle evcilik oynaması iken; erkek çocuklarının daha saldırgan olmasının sebebi küçükken oynadıkları oyunlardan kaynaklı olduğu yazıyordu. Yapılan deneylerde; erkek çocuğuna iki tane bebek verildiğinde onları top yapıp oynadığı gözlemlenmiştir. Biz kadınlar evcilik oynarken, erkekler araba yarışı, vurdulu kırdılı oyunlar oynarlar. Biz ağladığımızda kız arkadaşlarımız, annelerimiz bize destek çıkarlarken, erkekler ağladıklarında onlara gülerler erkekler ağlar mı, güçlü ol sen erkeksin derlerdi.
Erkeğin beynine, duygusallığı ve estetiği katmayı öğretmesi gerekirken, kadında kendisini geliştirerek, duygusallığına mantığını da eklemesi gerekiyor. Kadınlar kendini bu konuda geliştiremezse hep duygusal kalırsa, bu durumda mantıklı kararlar veremediği için hatalar yapacaktır. Erkek de mantık donanımına gereken duygu eklemesini fazlasıyla yapamazsa acımasız olur, bencil olur ve kadını anlayamaz.

Genel bir düşünce ve kalıp var; erkekler duygusuz. Her insan doğası gereği sinirlenir, öfkelenir, sevinir, üzülür ve aşık olur. Aslında erkekler yetiştirilme tarzlarından dolayı duygularını göstermekten kaçınırlar. Bu konu adı altında bir sürü makale var ve hepsi şu ortak payda da buluşuyor. “Erkeklere göre duygu belli etmek bir tür zayıflık.” Bilinenin aksine erkekler de kadınlar kadar duygusallar ancak bu durum egolarını zedeliyor çünkü onlar bu romantizme, bu duygusallığa alışık değiller onlar sizin gibi evcilikle, merhametle, sıcaklıkla büyümedi; araba yarışıyla, rekabetle, güçle büyüdü ve yetiştirildiler.
Bir kadın terk edip giderek erkeği rahatça ezebilir, onu alt üst edebilir. Bunun yaşatacağı yıkımı kadınların bilmesini istemeyen erkekler, hayat devam ediyor biten bitti rolünü üstlenirler ama içlerinde fırtınalar kopar. Bir başka örnek ise; erkekler çok aşık dahi olsa, sevgisini gizlemeyi tercih eder çünkü kadının eline koz vereceğini düşünür ve bunun ilerde kendine karşı kullanılmasını istemez. Yine duygusu ile değil mantığı ile hareket eder. Çok hevesli olsalarda belli etmezler. Bizim toplumumuzda erkeğe biçilen rol hep çok net ve belliydi. Her zaman sağlam, sert ve dik durmak zorunda hissederler kendilerini. Oysa erkeklerde ağlar, sever, aşık olur.








