Bir karakteri “anlamak” ile “haklı çıkarmak” arasında nerede duruyorsun?
Anlamadan haklı çıkarmak mümkün mü, buna pek emin değilim. Sanırım şöyle demek daha doğru: Ben anlayayım ki, seyirci haklı çıkarsın.
Kendinden asla taşımak istemediğin bir duyguyu bir karakter aracılığıyla yaşamak sana ne hissettiriyor?
Müthiş. Harika. Ne güzel. Çok şükür. :))) O her neyse, bahsedilen o duygu… Eğer onu o an, o sahnenin içinde yaşamışsam, eve döndüğümde başımı yastığa rahat koyacağım bir gün anlamına gelir bu benim için. Öte yandan da ne şanslıyım ki, yaşamayacağım ya da bastırdığım duyguları işim sayesinde yaşayabiliyorum.
Bir rol, oyuncuyu iyileştirir mi yoksa biraz daha mı dağıtır sence?
Bunun sanırım bu meslekten bağımsız bir cevabı var. Sorunuzdaki “rol”ü hayatta başımıza gelen bir “olay” olarak düşünürsek… Dağıldığın olaylar da yaşasan, ne kadar kaçarsan kaç kendinden uzağa gidemeyeceğini bilen biriysen, günün sonunda iyileşmek zorundasın. Yoksa dağılmak en kolayı. 🙂

Kamera karşısında ne kadar kontrolcü, ne kadar teslimiyetçisin?
Majör olarak kontrolcü, minör olarak epey teslimiyetçiyimdir.
Bir karakterin senden bir parça alarak, sende iz bırakmasına izin verir misin?
Alabiliyorsa eğer, lütfen buyursun alsın. İzler güzeldir, yara da olsa. 🙂
Kolay sevilecek karakterler yerine zor olanları seçmek bir risk mi sence?
Bence sen seveceğini seçmelisin. O an seni kaşıyanı, içinde daha rahat dans edebileceğini diyeyim.
Sonra zaten risk falan kalmıyor; daha rahat bütünleşebildiğin için. Sevilmese bile işini iyi yapan birini izlemek istersin. Buna her meslek grubunu dahil edebiliriz.
Bugüne kadar seni en çok dönüştüren rol hangisiydi?
Hayalperest, fikri neyse zikri o olan Kadir sanırım. Zembilli – Kadir.
Geride kalan yıl sende hangi duyguyu daha baskın bıraktı: güç mü, yorgunluk mu?
Yorgun bir güç.
Yeni yıla girerken artık taşımak istemediğin bir duygu var mı?
Yok ya… Hepsi benim bebeklerim. İyi ki varlar.
Yeni yılda canlandırmak isteyeceğin bir karakter varsa, onu birkaç kelimeyle nasıl tarif edersin?
Biraz da gülmeyelim mi ya? Hayatı biraz fazla ciddiye alıyoruz.







