Arzuladığımız birçok şey oluyor hayatta, bunlar fiziksel veya duygusal arzular olabiliyor. Örneğin, fiziksel veya psikolojik olarak alışveriş yapma isteğimiz çokça artabiliyor, yemek yedikten sonra tatlı yemeyi arzulayabiliyoruz. Duygusal olarak ise bir insanı, bize iyi veya kötü gelse bile halen içten içe arzulayabiliyoruz. Bu gibi durumlarda, arzular bize acımasızca oyun oynayabiliyor.

Peki, neye göre herhangi bir şeyi veya birisini arzuluyoruz? Platon’a göre, bebeklikten itibaren annemizden veya büyüdüğümüz çevreden alamadığımız ve hissedemediğimiz ne varsa onu arzuluyoruz. Yani, içimizde bir yerlerde eksik ve yoksun olan şey her ne ise karşımızdaki kişide veya nesnede o eksikliğimizi gördüğümüz için onu arzuluyoruz.

Bildiğiniz üzere, bir şeyi arzuladığımız o ilk anda kendimizi çok mutlu hissederiz. Gözümüz herhangi bir olumsuzluk veya kötü bir şeyi yakalamaz. Yaşadığımız duygunun heyecanından dolayı sadece pozitif düşünmeye odaklanırız. Ancak sonrası büyük bir hayal kırıklığı olabiliyor.

Hayal kırıklığının sebebi ise, arzuladığımız kişiye veya duruma karşı hissettiğimiz ve kafamızda kurguladığımız beklentilerin kurbanı olmak. Kısacası, arzular beklentileri doğuruyor, beklentiler ise hayal kırıklığına sürüklüyor.

Zine Akıncı
İlginizi çekebilir:








