New York’ta Bir Türk; Dennch

2009 yılında New York’a yerleşen başarılı sanat yönetmeni Gülay İnceoğlu’nun markası Dennch’i duydunuz mu?

New York’ta Bir Türk; Dennch
Yayın Tarihi: 14.05.2019 13:26:00
Ülkemizde başarılı işlere imza attıktan sonra ani bir kararla New York’a yerleşip orada çalıştığı sırada marka yönetimine ve markalaşmaya ilgi duyan Gülay İnceoğlu, 2016 yılında kendi markası Dennch’i kurdu. İlginç detaylara sahip Dennch, sofistike ve yalın tasarımıyla nam salmış çantalara sahip. Dennch’e, Gülay İnceoğu’na ve tasarım sürecine dair gerçekleştirdiğimiz söyleşimiz hemen aşağıda.
 
 
Gülay İnceoğlu’nu biraz anlatır mısınız? Nasıl bir karakteriniz var?
Meraklı ve hayal dünyası geniş bir çocuktum ve kendimi bildim bileli sanatın her formuna ilgim var. Doğal olarak üniversite için güzel sanatlardan başka bir okul düşünmedim. Dokuz Eylül Üniversitesi Grafik bölümünü bitirdim. Hızlı düşünen hızlı hareket eden bir insan olduğum için reklamcılığı seçtim. Sürekli yeni markalar ve projeler için çalışmak, beni heyecanlandırdı. Hayatın her rengini tanımak, hissetmek en büyük ilgim. Mezun olduktan sonra, önce İzmir sonra İstanbul’da reklam ajanslarında art direktör olarak çalıştım. 2009 yılında New York’a taşındım. New York’da yine grafik tasarım, art direktörlük ve marka danışmanlığı yaptım. Amerika’da farklı kültürlerin yaşam alışkanlıklarını gözlemleme şansım oldu. Böylelikle kişisel ve bölgeselliğin üstüne çıkan, evrensel bir bakış açısı geliştirdim.  
 

Markanın adı nasıl ortaya çıktı?
Dennch, Dench kelimesinin özelleştirilmis hali. Dench ise Ingiltere ve Amerika’da sokak dilinde yeni kullanılmaya başlanan, “çok iyi, harika” anlamına gelen bir kelime. Kendi markamı kurmaya karar verdiğimde Dennch kelimesinin güçlü ve farklı sesinden etkilendim.
 
Dennch’i oluşturma hikayenizden bahseder misiniz?
Freelance tasarımcı olduğum bir dönemde, kendim için hem şık hem de fonksiyonel bir çanta arıyordum. Bir çanta tasarımı yaptım ve üretimini araştırdım. Ardından diğer tasarımlar geldi ve ilk koleksiyon oluştu. Daha sonra tamamen kendi yaşam felsefemi yansıtan bir marka haline getirmeye karar verdim. Sade, net ve fonksiyonel.
 


Tasarımlarınızı yaratırken neyden ya da nelerden ilham alıyorsunuz?
Tasarımlarımın çıkış noktası olan minimalizm, geometrik soyut akımının gelişmesiyle oluşan bir kavram. Grafik tasarımcı olarak hakim olduğum geometrik ve soyut formlar tasarımların temel karakterini oluşturuyor. Koleksiyonlarımda kentsel kültür ve şehir hayatının getirdiği ihtiyaçlar ve duygulara odaklanıyorum. Ayrıca modern mimari ve modern sanat beni besleyen konular.
 
Gelenekselci misiniz? Geleneksel Türk kültürünün yansımalarını kullanmak ister miydiniz?
Görsel dil olarak gelenekselci değilim, coğrafyaya bağlı değil, tüm gezegen halkının eğilimleri benim daha çok ilgimi çekiyor. Geleceğin geçmişten daha heyecanlı olduğunu düşünüyorum ve toplumsal bilincin hayallerini hayal ediyorum. Tasarımlarımda modernliği ve geleceği yakalamaya çalışıyorum. Ancak geleneksel üretim teknikleri ve doğal malzemeler kullanarak, ekolojik sürdürülebilirlik anlamında geleneksel bir anlayış ile üretim yapıyorum.



Tasarımlarınızın unisex olduğunu biliyoruz. Müşterilerinizin ne kadarlık kısmı erkeklerden oluşuyor? Onların markaya ve tasarımlara yaklaşımı nasıl?
Dennch ürünleri erkekler ve kadınlar tarafından eşit derecede ilgi görüyor. Tasarımlarımda cinsel kimliği arka planda tutuyorum. Bence gelecekte cinsiyet kavramının, bu günkü kadar belirgin ayrılıkları ve önemi olmayacak. 
 
Dennch’i diğer markalardan ayıran en önemli özelliği nedir?
Sadece siyah ve beyaz renkleri kullanması ve modellerinde geometrik formların öne çıkması Dennch’in en farklılaştıran özelliği. Ayrıca yüksek kalite doğal malzeme ile üretilmesi ve el yapımı olması da önemli özellikleri arasında.
 
Koleksiyon isimlerinizi neye göre belirliyorsunuz?
Çoğu zaman formun çağrıştırdığı kelimeler oluyor, Flat, Blank vs. gibi. Ya da hedeflenen kullanıcının yaşam tarzına uygun isimleri seçiyorum. Örneğin; küçük bel çantası için seçtiğim “Ollie”  bir kaykay terimi ve kaykayı yerinden zıplatma hareketine verilen ad. Laptop ve evrak çantası olarak tasarladığım büyük clutch’ın adı ise “Leet”, 80’lerde hacker’ların kullandığı bir yazılım dilinin adı.
 


Yapılmamışı yapmayı düşündünüz mü? Örneğin X materyalini kullanmadılar. Ben denemeyi düşünüyorum ya da denedim dediğiniz...
Kesinlikle düşünüyorum, markanın çizgisi içinde yeni materyaller ve formlar her zaman araştırıyorum. 



Tüm dünyada yaygınlaşan sadelik sizin temelinizi oluşturuyor. Aynı zamanda arzu nesnelerinin maksimalist duruşu da bulunuyor. Siz bu iki bakış açısından sadeliği tercih ettiniz ancak maksimalist duruşa olan bakışın nasıl?
Tasarım ürün kullanıcılarını bireysel dışavurumcular olarak düşünürsek, sade bir tasarımı da minimalist bir insan için arzu nesnesi olarak görebiliriz. Ben tasarımlarımda sade bir anlatımla evrensel ve insani duyguları öne çıkarmayı, dingin duygulara odaklanmayı benimsiyorum. Sadelik hem zihnimizi hem de ruhunuzu özgürleştirir.
Maksimalizm her zaman çarpıcı ve etkileyici görünebilir, ancak bana göre kalabalıklaşan insan nüfusu ve iletişim çağında görsel kirlilik ve karmaşa yaratıyor. Süs insanların zamanını çalıyor ve zihnini yoruyor. 
Tasarımlarımda grafiksel bir anlayışa sahip olduğum için, en az unsur ile en fazla etkiyi yaratmayı amaçlıyorum. Amerikalı yazar William Gaddis’in "Simplicity is the ultimate sophistication" ya da Türkçe olarak "Basitlik en yüksek düzeydeki karmaşıklıktır." sözündeki gibi, yoğunluğun en süzülmüş, seçilmiş hali olan sadelikten bahsediyoruz. 


FOTO GALERİ






EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ







Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X